Navlun sözleşmesi, Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) Beşinci Kitap Dördüncü Kısmında özel olarak düzenlenmiştir. Hukuki niteliği itibariyle bir istisna akdi olması dolayısıyla Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) eser sözleşmesine ilişkin hükümlerine de tabii olmaktadır. Navlun sözleşmesinde yükün teslimine ilişkin bazı hükümlerde de TBK’ya atıf yapılmıştır.
Deniz yolu ile yapılan yük taşımalarında, taşıyan ile taşıtan arasında kurulan ve yük taşıma taahhüdünü içeren sözleşmeye “navlun sözleşmesi” denir. Bu sözleşme ile taşıyan, yüklerin gemi aracılığıyla ve deniz yolu ile taşınmasını taahhüt ederken taşıtan bunun karşılığında ücret ödemeyi taahhüt eder.
Kural olarak navlun sözleşmesinin kurulması herhangi bir şekil şartına bağlanmamıştır. Taraflar sözleşmeyi yazılı, sözlü, telefonla, e-mail aracılığıyla veya bu gibi herhangi bir yolla kurabilirler. Ancak, uygulamada gerek deniz alacaklarının yüksek meblağlar olması sebebiyle gerek ispat kolaylığı sağlaması sebebiyle navlun sözleşmeleri genellikle yazılı olarak yapılmaktadır.
Taraflar, yükün teslimini ispat altına almak için konşimento düzenleyebilir. Zira taşıtan talep ettiği takdirde taşıyan, eşyayı taşımak üzere teslim aldıktan sonra bir konşimento düzenlemek zorundadır. Konşimento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir. Bu sayede taşıtan, eşyanın kendisine teslim edildiğini ispat etme aracına sahip olur.
Geçerli bir navlun sözleşmesinin kurulması için sözleşmede bulunması gereken unsurlar şöyledir:
Müşterek avaryanın en yaygın türleri şu şekildedir:
Navlun sözleşmeleri; kırkambar sözleşmesi ve çarter sözleşmesi olmak üzere ikiye ayrılır. Çarter sözleşmeleri de kendi içinde tam çarter sözleşmesi ve kısmı çarter sözleşmesi olarak ayrılmaktadır.
Kırkambar sözleşmesi kapsamında, taşıtan, bir ücret karşılığında malının deniz yolu aracılığıyla nakledilmesini ister. Taşıyan bu kapsamda yalnızca malın nakli borcu altına girer, taşımanın hangi gemi ile veya nasıl yapılacağına ilişkin bir taahhütte bulunmaz. Asıl olan ayırt edilmiş yükün, gemide taşınacak olmasıdır. Eşyanın ayırt edilmiş olması, cins ve miktar bakımından belirlenmiş olması anlamına gelir.
Çarter sözleşmelerinde, taşıyan, navlun karşılığında geminin tamamını veya belli bir bölümünü taşıtana tahsis ederek taşımayı yapmayı üstlenir. Geminin tamamının taşıtana bırakılması taahhüt edilirse kurulan sözleşme tam yolculuk çarteri sözleşmesi, geminin belli bir kısmının taşıtana bırakılması halinde ise kurulan sözleşme kısmi yolculuk çarteri sözleşmesi olur.
Ayrıca, yolculuk çarteri sözleşmesi yapıldığında taraflardan her biri, giderini vererek, sözleşme şartlarını içeren bir yolculuk çarter partisi düzenlenmesini ve kendisine verilmesini isteyebilir. Bu çarter partisi bir emtia senedi niteliği taşımaz, ancak taraflar için bir ispat kolaylığı sağlar. Kırkambar sözleşmesinde böyle bir belge düzenlenmesi söz konusu değildir.
Taraflar arasında navlun sözleşmesi kurulduktan sonra yerine getirilmesi dört aşamada incelenebilir:
Yükün taşınacağı gemi taraflar arasında sözleşmede kararlaştırılır. Taşıyan, yükü sözleşmede kararlaştırılan gemiden başka bir gemiyle taşıyamaz veya yükü taşıtanın iznini almaksızın başka bir gemiye aktaramaz.
Taşıyan, sözleşmede kararlaştırılan gemiyi denize, yola ve yüke elverişli halde bulundurmakla yükümlüdür. Denize elverişlilik; geminin donatım, makine, kazan gibi teknik kısımlarının denizdeki olağan tehlikelere karşı koyabilecek donanımda olmasını ifade eder. Yola elverişlilik; geminin gemi adamlarının yeterliliği, yakıtı ve kumanyası bakımından yolculuğa karşı donanımlı olmasıdır. Yüke elverişlilik ise geminin eşya taşınmasına yarayan kısımların eşya taşımaya, kabulüne ve muhafazasına elverişli olmasıdır.
Öncelikle, geminin yükleri almaya hazır olduğu taşıtana bildirilmelidir. Kaptan, eşyayı almak için gemiyi sözleşmede kararlaştırılan yere demirler. Geminin kararlaştırılan yere gelmesi ile ifa işlemi başlamış olur. Aksi kararlaştırılmadığı takdirde; taşıtan, yükü, geminin onu alacağı yere kadar getirmek ve bununla ilgili masrafları karşılamak ile yükümlüdür. Yükün gemiye yüklenmesi ve bununla ilgili masraflar ise taşıyana aittir.
Yükleme tamamlandıktan sonra, taşıyan en kısa sürede yola çıkmakla yükümlüdür. Taşıyan, yolculuk için sözleşme ile belirlenmiş olan rotayı takip eder. Rota tespit edilmediği takdirde yükün varma limanına en kısa sürede ulaşmasını sağlayacak güvenli ve makul rota takip edilmelidir.
Yükün boşaltılması ve teslimi ile navlun sözleşmesi ifa edilmiş olur. Kaptan, eşyayı boşaltmak için gemiyi sözleşmede kararlaştırılan yere demirler. Sözleşmede yalnızca, geminin boşaltma yapacağı liman veya bölge kararlaştırılmamışsa, gemi, bu liman veya bölge için tahsis edilmiş bekleme alanında boşaltma yerinin belirlenmesini bekler.
Aksi taraflarca kararlaştırılmadığı sürece eşyanın gemiden çıkması gideri taşıyana, geri kalan boşaltma giderleri ise taşıtana aittir. Boşaltmanın başlayacağı gün sözleşmede kararlaştırılmamışsa taşıyan veya yetkili bir temsilcisi gönderilene boşaltma için bir hazırlık bildiriminde bulunur. Hazırlık bildiriminin taşıtana veya gönderilene ulaşmasını izleyen ilk takvim günü ve eğer boşaltmaya fiilen başlanmış ise, o andan itibaren boşaltma süresi işlemeye başlar. Taraflarca sözleşmede bir boşaltma süresi öngörülmüş olabilir. Böyle bir süre belirlenmediyse, boşaltmanın yirmi dört saatlik kesintisiz çalışma ile yapılması hâlinde ihtiyaç duyulacak süre, boşaltma süresi olarak kabul edilir.
Boşaltma süresi bitince herhangi bir bildirim olmaksızın sürastarya süresi başlar. Sürastarya süresi, sözleşmeden kararlaştırılan süreden fazlayı ifade eden süredir. Bu süre için taşıyana “sürastarya parası” ödenir.
Gönderilen, yükü teslim alacağını bildirdiği süre içerisinde ve sürastarya süresinin sonuna kadar yükün tamamını teslim almamış ise TBK 107-109 hükümleri uygulanır. Bu kapsamda taşıyan, gönderilene ihbarda bulunduktan sonra teslim alınmayan yükü, giderler gönderilene ait olmak üzere tevdi edebilir. Tevdiin olanaksız olması veya fazla masraflı olması halinde yükü açık arttırma ile satabilir.
Boşaltma tamamlandıktan sonra, yük üzerindeki zilyetliğin gönderilene devredilmesi ve gönderilenin de zilyetliği kabulü ile navlun sözleşmesi iki taraflı olarak ifa edilmiş olur. Teslimin mutlaka navlun sözleşmesi veya konşimento uyarınca teslime yetkili kişiye yapılması gerekir. Yükün hasara uğraması veya teslimde gecikme olması halinde ise taşıyanın sorumluluğu gündeme gelecektir.
1- 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu
2- 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu
3- Prof. Dr. Bülent Sözer – Deniz Ticareti Hukuku-I
4- Emine Yazıcıoğlu – Deniz Ticareti
Makaleyle ilgili sorularınız için lütfen katkıda bulunanlarla veya info@legal-turkey.com adresiyle iletişime geçin.

