1) 85 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ve Ödeme Yükümlülüklerini Döviz Cinsinden Kararlaştırma Yasağı
2018 yılında Türkiye’de süregelen döviz kuru yükselişine karşılık dövizi konu alan mevzuatta ard arda bazı değişiklikler yapılmıştır. Öncelikle 25 Ocak 2018 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanan 2018/11185 sayılı “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar” ile döviz geliri olmayan Türkiye’de yerleşik kişilerin döviz kredisi kullanması yasaklanmıştır. Daha sonra 4 Eylül 2018 tarihinde 2018-32/48 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) ile yurtdışı ihracat bedellerinin Türkiye’ye getirilmesi ve Türk lirasına çevrilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Son olarak 13 Eylül 2018 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Karar’ıyla beraber 32 sayılı Karar’a eklenen tek bir paragrafla piyasada mevcut birçok işlem bir günde döviz yasağı kapsamına girmiştir. 11 Ağustos 1989 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanan “32 sayılı Türk Parasını Koruma Kararı” Türk lirasının değerini korumak amacıyla dövizle yapılan işlemleri ve döviz kullanımını sınırlandırmaktadır. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 2008-32/34 sayılı Tebliğ’inde 32 sayılı Karar’ın usul ve esasları düzenlenmiştir. 85 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararı’nın 4. Maddeye eklediği döviz yasağına dair Bakanlığın getirdiği istisnalar ise değişikliği ilgilendiren 2018-32/52 sayılı Tebliğ ile belirlenmiştir. Ayrıca Bakanlık, dövizli sözleşmelerle ilgili olarak internet sitesi üzerinde Sıkça Sorulan Sorular bölümü oluşturmuştur.
2018 yılında 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla değiştirilen 32 sayılı Karar 4. maddede Türkiye'de yerleşik kişiler arasında yapılan sözleşmelerde menkul ve gayrimenkul alım satımı, taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing, iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedelinin ve diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacağını belirtilir (dövizle sözleşme yasağı). Bu yasak, yalnızca Türkiye'de yerleşik kişiler arasındaki sözleşmeleri kapsar. Taraflardan herhangi birinin Türkiye'de yerleşik olmaması durumunda dövizle sözleşme yasağı geçerli olmaz.
32 sayılı kararın tanımlarını dikkate almak, yasağın kapsamını belirlemede önemlidir. Türkiye'de yerleşik kişi, 32 sayılı Karar'ın 2. maddesinin b bendine göre yurtdışında işçi, serbest meslek ve müstakil iş sahibi Türk vatandaşları dahil Türkiye'de kanuni yerleşim yeri bulunan gerçek ve tüzel kişileri ifade eder. Ancak, Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışında gerçekleştirdiği faaliyetler (şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, yönetilen fonlar veya yüzde elli ve üzerinde pay sahipliği olan şirketler), 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın uygulaması bakımından Türkiye'de yerleşik kabul edilir. Ancak sözleşmenin yurt dışında yerine getirilmesi durumunda, bu hüküm uygulanmaz. Son olarak, 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nda belirtilmeyen veya Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 2018-32/52 sayılı Tebliğ ile bu yasağın dışına çıkarılan sözleşmelerde dövizle sözleşme yasağı bulunmaz. 2008-32/34 sayılı Tebliğ'in 8. Maddesinin 22. Fıkrasına göre ise uluslararası piyasalarda fiyatı döviz cinsinden belirlenen kıymetli madenlere ve/veya emtiaya endekslenen ve/veya dolaylı olarak dövize endekslenen sözleşmelerin 32 sayılı Karar’ın uygulaması kapsamında dövize endeksli sözleşme olarak değerlendirildiğini belirtmektedir.
Dövizle sözleşme yasağının istisnaları 2018-32/52 sayılı Tebliğ'de sözleşme tiplerine ayırarak ve sınırlı sayıda belirtilmiştir. Dışarıda yerleşik kişilerin Türkiye'de bulunan şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, doğrudan veya dolaylı olarak yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin veya ortak kontrol ve/veya kontrolüne sahip bulunduğu şirketler ile serbest bölgelerdeki faaliyetleri kapsamında serbest bölgelerdeki şirketlerin alıcı, kiracı, hizmet alan, işveren olarak taraf olduğu sözleşmelerde ise ilgili sözleşme tiplerinde ortak bir istisna olarak yer almaktadır.
a) Menkul Satış Sözleşmelerinde Yapılan Değişiklik
Türkiye'de yerleşik kişiler arasında akdedilen konusu taşıt olanlar hariç menkul satış sözleşmelerinde, sözleşme bedeli ve diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenmesine imkan tanınmaktadır. Ancak, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'in "Döviz Cinsinden ve Dövize Endeksli Sözleşmeler" başlıklı 8. maddesinin 9. fıkrasına 19.04.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan ve 2008-32/34 sayılı Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair 2022-32/66 sayılı Tebliğ ile "Ancak sözleşme konusu ödeme yükümlülüklerinin Türk parası cinsinden yerine getirilmesi ve kabul edilmesi zorunludur." cümlesi eklenmiştir. Bu değişiklikle birlikte, Türkiye'de yerleşik kişiler arasında akdedilen menkul taşır sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenmeye devam edilebilecektir, ancak ödemeler Türk parası cinsinden yapılmalı ve kabul edilmelidir. Tebliğde ödemelerde dikkate alınacak kurlara ilişkin herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Bu değişiklikler, 19 Nisan 2022 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.
Bakanlık tarafından yapılan basın açıklamasına göre, Tebliğ'de yer alan "menkul" ibaresinin gayrimenkul tanımına girmeyen her türlü mal ve eşyayı kapsadığı belirtilmektedir. 19 Nisan 2022 tarihinden önce akdedilmiş olan menkul satış sözleşmelerinin ifasında, Tebliğ’in yürürlük tarihinden önce dolaşıma girmiş olan döviz cinsinden kıymetli evraklar kapsamındaki ödeme yükümlülüklerinin Türk parası cinsinden yerine getirilmesi ve kabul edilmesi şartının aranmadığı belirtilmiştir. Ayrıca, 19 Nisan 2022 tarihinden önce düzenlenmiş olan faturalar kapsamındaki ödeme yükümlülüklerinin de Türk parası cinsinden yerine getirilmesi ve kabul edilmesi şartı aranmamaktadır.
b) Serbest Bölgelerde Akdedilen Menkul Satış Sözleşmeleri
Serbest bölgede faaliyet gösteren şirketlerin gerçekleştirecekleri menkul alım-satımlara dair görüş talep etmeleri üzerine 8.7.2022 tarihli 2022/212 numaralı Gümrük Sirküleri ’nde bu şirketlerin hangi uygulamaya tabii olduğu açıklanmıştır. Serbest bölge, bir ülkenin sınırları içinde yer alan ve ticari faaliyetlere yönelik özel ve avantajlı düzenlemelere tabi tutulan alanlardır. Sirküler’e göre serbest bölgede faaliyet gösteren ve Türkiye'de yerleşik sayılan şirketlerin, serbest bölge sınırları dışında Türkiye’de yerleşik bir firma ile akdedeceği menkul satış sözleşmelerine ilişkin ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden yerine getirilmesi/kabul edilmesi mümkün değildir. Serbest bölgede faaliyet gösteren ve Türkiye'de kanuni yerleşim yeri bulunan şirketler, Türkiye'nin içinde yerleşik olarak kabul edilir ve 32 sayılı Karar'ın 4. maddesinin g bendi uygulamasına (dövizli sözleşme yasağı) tabidir. Ancak, Türkiye'de kanuni bir yerleşim yeri olmayan ve yalnızca serbest bölgede faaliyet gösteren şirketler, bu hükümlerin uygulanması bakımından dışarıda yerleşik olarak kabul edilir. Bununla birlikte, 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu'nun 6. maddesinin ikinci fıkrası, "Bu bölgelerde gümrük ve kambiyo mükellefiyetine dair mevzuat hükümleri uygulanmaz." hükmünü içerir. Dolayısıyla, serbest bölgede faaliyet gösteren şirketlerin serbest bölge içerisinde gerçekleştirecekleri işlemler ile dışarıda yerleşik şirketlerle gerçekleştirecekleri işlemler, 32 sayılı Karar'ın 4. maddesinin (g) bendi uygulaması kapsamı dışında yer alır. Bu nedenle, serbest bölgede faaliyet gösteren ve Türkiye'de yerleşik sayılan şirketlerin, serbest bölge sınırları dışında Türkiye'de yerleşik bir firma ile akdedeceği menkul satış sözleşmelerine ilişkin ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden yerine getirilmesi veya kabul edilmesi, yürürlükteki mevzuat gereği mümkün değildir.
c) Hizmet Sözleşmelerine Eklenen İstisna
Türkiye'de yerleşik kişiler, danışmanlık, aracılık, taşımacılık gibi hizmet sözleşmeleri de dahil olmak üzere 2018-32/52 Tebliğ’de belirtilenler dışında kalan sözleşmelerde, sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirleyememektedirler. 30 Ocak 2021’de ilgili hükümde 2021-32/59 numaralı Tebliğ ile değişiklik yapılarak bir istisna daha eklenmiş olup Türkiye'de yerleşik kişilerin Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli konaklama tesislerinde yapacakları konaklama hizmet sözleşmeleri artık bu kuralın dışındadır.
2) Döviz Kredisi Kullanımı
32 numaralı karar aynı zamanda, Türkiye içinde ve dışında döviz kredisi kullanımıyla ilgili kuralları açıklayan hükümler içermektedir. 25 Ocak 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 2018/11185 sayılı “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar” ile yurtiçi ve yurtdışında kullanılacak kredilere ilişkin değişiklikler yapılmıştır. 2008-32/34 numaralı Tebliğ’in 11. Maddesinde “Krediler” başlığıyla yurtdışından sağlanacak kredilere ilişkin usul ve esaslar yer almaktadır. Kural olarak kredilerin bankalar aracılığıyla kullanılması zorunlu olup bankalar aracılığıyla kullanılması gerekmediği haller yine aynı maddede sayılmıştır. İlgili madde 2018-32/46 sayılı Tebliğ ile değiştirilmiş olup değişiklikle beraber kredi kullananın sağlaması gereken kredi bakiyesi ve döviz geliri tutarları düzenlenmiştir.
32 sayılı kararın güncel halinde döviz kredilerine ilişkin esaslar "yurt dışından temin edilen krediler" ve "yurt içinden temin edilen krediler" şeklinde iki ayrı madde altında düzenlenmiştir. Eski düzenlemede Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışından kredi temin etmeleri, bu kredileri bankalar aracılığıyla kullanmaları koşuluyla serbest bırakılmış idi. Ancak, yapılan değişikliklerle birlikte, döviz geliri olmayan Türkiye'de yerleşik kişilerin yurtdışından kredi temin etmelerine kısıtlamalar getirilmiştir. Mevcut düzenleme uyarınca döviz geliri olmayan Türkiye'de yerleşik kişiler yurtdışından kredi temin edemeyeceklerdir. Bununla birlikte 32 sayılı Karar 17. Madde 3. Fıkrasında yedi başlık altında istisnalar öngörülmüştür ve bu istisnaların varlığında döviz geliri şartı olmaksızın döviz kredisi kullanılmasına izin verilmiştir. Bu istisnalara “kullanım tarihinde kredi bakiyesi 15 milyon ABD doları veya üzerinde olan Türkiye’de yerleşik kişilerce kullanılacak döviz kredileri” eklenmiştir. Döviz geliri olmayan Türkiye’de yerleşik tüzel kişiler ancak bu istisnalardan birini sağlıyorlarsa döviz kredisi kullanabileceklerdir.
Kararda yapılan değişiklikler kapsamında "Tanımlar" maddesine döviz geliri ve kredi bakiyesi tanımları dahil edilmiştir. "Döviz geliri", ilgili mevzuatta belirlenen ihracat, transit ticaret, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetlerden elde edilen gelirleri ifade etmekte olup, "kredi bakiyesi" ise yurt içinden ve yurt dışından temin edilen nakit döviz kredisi borçlarının geri ödenmemiş toplamını ifade etmektedir.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) 15 milyon TL üzeri dövizi olan ve döviz nakdi varlıkları, bilançosunun (aktif ya da net satış) yüzde 10’unu aşan firmaların TL kredi kullanamayacağı yönünde kararı mevcuttu. BDDK’nın 21.10.2022 tarihli 10389 sayılı Karar’ıyla bu eşik değerler 10 milyon TL ve yüzde 5 olarak güncellenmiştir.
Döviz geliri olan Türkiye'de yerleşik kişiler ise aracılık yapan bankanın uygunluk kontrolünden geçerek ve belli sınırlamalara uyarak döviz kredisi kullanabilecektir. Krediyi kullananın kullanım tarihindeki kredi bakiyesinin 15 milyon ABD dolarının altında olması durumunda, kullanılmak istenen kredi tutarı ile mevcut kredi bakiyesi toplamı, son üç yılın döviz geliri toplamını geçmemelidir. 2018-32/46 sayılı Tebliğle beraber artık bankalar, finansal kiralama şirketleri, faktöring şirketleri ve finansman şirketleri döviz kredisi kullanma yasağından muaftır. Bu kuruluşlar, ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak kendi teamüllerine göre yurtdışından kredi temin edebileceklerdir.
2018/11185 sayılı Yeni Karar ile Türkiye'de yerleşik kişilerin yurtdışından dövize endeksli kredi kullanması yasaklanmıştır. Eski düzenlemeye göre, Türkiye'de yerleşik gerçek kişiler belirli durumlarda yurt içinden ve yurtdışından döviz kredisi veya dövize endeksli kredi kullanabiliyorlardı. Ancak, yapılan değişikliklerle birlikte, gerçek kişilerin döviz kredisi kullanması yasaklanmıştır.
Türkiye'de son yıllarda döviz işlemlerine getirilen ilgili kısıtlamalar ile beraber kur kontrolü ve sermaye çıkışının önlenmesi sağlanmaya çalışılmıştır. Özellikle finansal piyasalardaki aşırı dalgalanma veya dövizin aşırı değer kaybetmesi durumlarında kısıtlamalar ekonomik istikrarın korunmasını sağlamaktadır.
|
Nazli
OZKUL
Deniz
KAFKASLIOGLU
|

